Akıl ve Gönül Pınarlarından akıp gidenler kitabının 3. baskısı yayınlananmıştır.

Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu kitap, büyük Atatürk ilke ve devrimleri içinde yetişmiş ve bu değerler için yaşamış ve mücadele vermiş ve vermekte olan vatansever bir Türk vatandaşının duygu ve düşüncelerinin satırlara yansımasıyla oluşmuştur.
Bu kitapta, son yıllarda yazılı basında çıkan makalelerim, görsel medyada yaptığım TV konuşmaları ve verdiğim konferansların içerikleri toplanıp değerli okurların bilgilerine sunulmuştur.
Çok çeşitli konularda yazılmış olan makalelerin içeriği, genelde ülkesini çok seven bir fikir adamının fikir ve gönül bahçesinde yetişen düşünce, öneri çiçeklerinden oluşmuştur. Çağdaş düşüncelere sahip olan, yaşamı boyunca “dürüstlük, doğruluk, medeni cesaret, tarafsızlık ve insan sevgisi ilkeleriyle” yaşamış ve onlar için mücadele etmiş bir bilim adamı bu kitabı “genç beyinlere, ülkesini seven, gerçek değer yargıları için yaşayan insanlara” adamıştır..
Ne mutlu ki “Düşüncelerde, ilkelerde, gönüllerde yaşayan” bir ATATÜRK`ümüz var…
Ne mutlu ki, hür ve bağımsız bir ülkede yaşıyor ve “Ne Mutlu Türk`üm” diyebiliyoruz…
Sevgi ve saygılarımla…

Dünyada İslam ülkelerinin bugünkü durumu

Hâlen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde 5 daimi üye bulunmaktadır. ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa. Bu 5’in kararı, tüm ülkeleri bağlıyor. Veto hakları var. Bu antidemokratik dünya düzenini simgeleyen bir yapıdır. Neden 1,5 milyarlık İslam dünyasının bir temsilcisi burada yok. (Not : Dünya nüfusu ~7 milyar kişi).
Avrupa’nın karanlık ortaçağı yaşadığı dönemde dünyayı aydınlatan İslam dünyası, neden bu duruma düştü? Pakistanlı Siyasal Bilimci Dr. Faruk Salcer’in 2010 da The News International gazetesinde çok önemli bir makalesi çıktı. Neden Yahudiler bu kadar güçlü, Müslümanlar bu kadar güçsüz? Rakamlar çok çarpıcı;
İslam Konferansı Örgütünün 57 üyesinde toplam 500 Üniversite var iken sadece ABD’deki Üniversitesi […]

2020’li yıllarda geçerli olacak meslekler

Birçok bilinen temel mesleklerde bir değişiklik söz konusu olmasa bile; teknolojinin gelişimi, yaşam standartlarının yükselmesi, ortalama insan ömrünün uzaması, zamanla yeni gereksinmelerin ve gereklerin ortaya çıkması, yeni mesleklerin doğmasına, oluşmasına neden olmaktadır.
Bu yeni meslekleri şimdiden öngörebilmek, belirleyebilmek, buna göre de yeni eğitim programları hazırlayıp devreye sokmak ve yasal prosedürü geciktirmeden oluşturmak gerekir. Yeni meslekler için öncelikle deneme amaçlı özel eğitim kurumlarında, deneme kursları düzenlenebilir. Sertifika/Diploma verilebilir. Diğer taraftan; üniversitelere bağlı vakıfların içinde kurulabilen ticari işletmelerde, açılan kurslar ile bu yeni meslek eğitimleri uygulanabilir. Bir üniversite bilimsel olarak özerk olabilse, yeni meslekler birer program olarak öncelikle meslek yüksekokullarında okutulur, daha […]

Corona Virüsü Salgını süresiyle ilgili düşünceler…

Corona Virüs Salgını nedeniyle “Sokağa çıkma, ev de kal” kısıtlamasını yaşayan 65 yaş üstü birisinin (emekli öğretim üyesi) duygu ve düşüncelerinden bir demeti bilgilerinize sunmak isterim.
Ben bu felaketi, doğayı yok eden, dünyanın dengesini bozan ve 21. yüzyılın felaketini hazırlayan yaratıklara karşı Tanrı’nın bir gazabı olarak yorumluyorum. Umarım, insanlık bu yıkımdan bir ders çıkarır… ama ben buna inanmıyorum… Ülkemizde olanlar bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirecek olursak;
Yetkililer, bu felaket geliyorum demesine rağmen gerekli önlemleri, zamanında ve yerinde almamışlardır. Örneğin, umreye gidişleri önlememişler, dönenleri gerekli önlemleri zamanında alamayarak karantinada çok yetersiz kalmışlardır. binlercesi doğrudan evlerine gitmişlerdir…çok sık ve gereksiz karşılamalar olmuştur… bulaşım hızı […]

Öneriler

1) İstanbul’da bazı verilere göre; depreme dayanaksız hasarlı yaklaşık 600.000 (altıyüz) binanın olduğu belirlenmiş… İstanbul’da bugün için yaklaşık 800.000 konutun boş olduğu biliniyor. (Not: bu sayılar Belediyelerden daha gerçekçi olarak belirlenebilir). Tehlike altında yaşayan, olası bir depremde yıkılmaları kaçınılmaz olan bu riskli binalarda yaşayanlar, devletçe ön görülebilecek bir planlama programıyla (TOKİ devreye sokularak) bu satılmamış boş binalara “yerleştirilemezler mi?” evlerinden çıkmaları gereken bu aileler, düzenlenecek bir uzun vadeli, ödemeli, bazen ödemesiz bir mali planlamalarla “sağlıklı, risksiz bir yaşama” getirilemezler mi?.. Bu arada, riskli binalarda da yıkılmaya başlanılır… Bu program öncelikle İstanbul’da uygulanmalıdır. Aynı düzenleme diğer riskli bölgelerdeki kentlerde de uygulanmalıdır.
Akıllı […]

YÖK ne yapıyor?

1) Üniversiteler sınıflandırılmaya çalışılıyor. Örneğin: Araştırma, İhtisas Üniversitesi gibi. Ülkemiz henüz o bilimsel düzeye gelmedi. Onun yerine ülkede hangi fakültede, hangi bilim dalına ne kadar gereksinme olduğunu bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarmalıdır. Bunun için devletin çeşitli kuruluşları ortak çalışmalar yapmalıdır.
2) Akademik kadroların oluşturulmasında çok büyük hatalar olmuştur. Şaibeli yapılan 2006-2010 arası KPSS sınavları sonucunda yeteneksiz kişiler üniversitelere öğretim elemanı olarak alınmışlardır.
3) Rektörlük makamları kalitesiz kişiler tarafından, liyakata göre değil, sadakat’a göre doldurulmuştur. Her gün bir Rektör faciası yaşanmaktadır.
4) Okullarda, üniversitelerde geri eğitim modelleri uygulanırken neden susuyorsunuz?
Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor?
Bugün için en büyük Bütçeye sahip (6 Bakanlık Bütçesi kadar) […]

İstanbul, 6.6.2020

Sayın
Ekrem İMAMOĞLU
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
İBB Başkanlık
Saraçhane/Fatih/İstanbul

Sayın
Ekrem bey,
Sizi karakter yapınız nedeniyle çok seven, yaptıklarınız, örnek tutum ve davranışlarınız nedeniyle saygı duyan bir İstanbullu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bu mektubu yazıyorum.
Kısaca kendimi tanıtmak gerekirse; büyük Atatürk’ün 10’uncu Yıl Marşı’nın söylenmeye başlandığı yılda doğmuşum. Emekli bir öğretim üyesi, meslek olarak Türkiye’nin ilk Ulaşımcı Elektrik mühendisiyim. 1992-1998 yıllarında Kocaeli Üniversitesinin Kurucu Rektörüydüm. (Bak. www.atifural.com.tr) (Not: beni İBB İletişim Daire Başkanı. Dr. Eln. Y. Müh. Erol Özgüner bey iyi tanır.)
Size bu mektubu yazmamın nedeni, çok büyük üst engellemelere rağmen, yılmadan, usanmadan bu dünya kentine, çok büyük özveri ve çok büyük beceriyle büyük hizmetler […]