Ülkemizde, bugün için 206 üniversite bulunmaktadır. 2017/2018 döneminde öğrenim gören öğrenci sayısı 7 milyon 560 bin 371. Öğretim Elemanları 158.098. Kadın akademisyen 70.235, Erkek 87.863, Prof. 24.640,, Doç. 14.950, Dr. Öğr. Üyesi 37.520, Öğr. Görevlisi 35.484, Arş. Gör. 45.998. 2019 Türkiye’sinde ülkemizin üniversite adı verilen Yüksek Öğretim Kurumlarının niceliksel verileri bu şekildedir. Çağdaş, Atatürkçü Türkiye Cumhuriyeti, karşı sinsi üst destekli çabalara karşın Eğitim/Öğretim alanında, bu eğitim kadrolarıyla geleceğin Türkiyesini hazırlamaktadır. Ülkemizde Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği Yasası) Kanunu ile öncelikle yabancı hakimiyetine son verilmiştir.

1925 ve 1926 yılı Genelgeleriyle yeni bazı düzenlemelerde getirilmiştir. Hiçbir okulda Türk ve Türk Devleti aleyhine, derslerde ve ders dışında bir ifade kullanılmayacaktır. Türklerin bu günü ve dününü kötüleyen Türk ve Türk Devleti aleyhine yazılan ders kitapları kullanılmayacaktır. Türk toprakları hiçbir ülkenin parçası olarak gösterilmeyecektir… Okullarda her türlü dini propagandanın yapılması yasaktır… Bugün bu Öğretim Birliği Yasasına çok üzülerek söylemek gerekirse, gereken özen ve saygı gösterilmemektedir. Hak, hukuk’un, genel anlamda yasaların çiğnendiği bir süreçte, Milli Eğitim, ulusal, bilimsel niteliklerini kaybetmiştir.

İmam Hatip Okulları konusu üzerinde çok tenkitler olmasına karşın, hükümetlerin özellikle son 10 yıldır, bilinçli, programlı bir şekilde uygulamalar yapmaları, kararlar almaları, çok ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu liseler, dini grupların faaliyet alanı olarak kullanılıyor. İmam Hatip Ortaokul ve Liseleri her bakımdan öne çıkarıldı. Tercih zorunluluğuyla 2018 yılında 1.350.611 öğrencinin olduğu bu okulların tüm giderleri devletçe karşılandı…. neden acaba!

Benzer şekilde Diyanet İşleri Başkanlığına, 3 Bakanlığın bütçesine denk bütçe ayrıldı.

Bu sıralarda özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde Medrese Eğitimine yönelik, Eğitim Birliği kurallarına ters, ülke bütünlüğü için tehlikeli yapılanmalar çıkaran uygulamalar var ve bu çalışmalar, inanılmaz bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığınca desteklenmektedir.

Halbuki, bu uygulamalara yönelik

  1. a) Fen liselerinin, Teknik Meslek Liselerinin sayısının ve kalitesinin arttırılması sağlanmalıdır. Ayrıca bu tip okullar için kaliteli meslek öğretmenleri yetiştirilmelidir.
  2. b) Gereksiz yere sayıları arttırılan İmam Hatip Liselerinin daha da çoğaltılması önlenmelidir. Öncelikle bu tip liselerde çağdaş Din Bilgisi verilmelidir. Devlet memuru olabilmede “İmam Hatip Mezunu” (Kolejli) koşulu aranmaktadır.
  3. c) Üniversitelerde İlahiyat Fakültesi mezunlarına “Pedagojik Formasyon” dersleri verdirilerek onların da birer öğretmen olabilme yolu açılmamalıdır.

Sonuç olarak, ülkemiz Çağdaş Eğitim’de atılımlar yapmak zorundadır, ama bunu geriye bakarak değil, ileriye yönelerek gerçekleştirebilir.

Tehlikeli gidişi önleyecek, Atatürkçü nesiller, Atatürkçü Eğitimciler bu T. Cumhuriyetinde vardır. Yeter ki “iktidar olabilsinler”…

Ayrıca bu ülkede genel anlamda “Etkililer yetkisiz, yetkililer etkisiz” kaldıkça sorunlar çözülemez.