Prof. Dr. Atıf URAL
(Kocaeli Üniversitesi Kurucu Rektörü)

2020 Türkiye’sinde, devlet ve özel olmak üzere sayıları 200’e yaklaşan adı Üniversite olan, ama gerçekte Üniversite olmayan eğitim kuruluşları vardır. Bir Üniversite’nin uluslararası bilimsel arenada, Üniversite olarak tanımlanabilmesi için Bilimsel, Mali, İdari, özerkliklere sahip olması gerekmektedir. Bugün hangi yüksek öğretim / eğitim kuruluşumuzda bu değerler vardır?
Üniversiteler ülkenin geleceğine yön veren, bilimsel projeler, öneriler üreten değerli bilim adamlarının oluşturduğu kuruluşlardır… ama bugün öyle mi? Pek çoğu bilimsel bilgi ve görüşten yoksun, şaibeli sınav sonuçlarıyla yerleştikleri kadrolarda haksız verilmiş ünvan ve kadrolarla “üniversitecilik oynayan” liyakatsız kullar topluluğu değil midir?
Bugün Üniversitelerin hangisi, fakültelerin hangisi “ülke sorunları”na ilişkin görüş ve öneri sunabiliyorlar? Sunamıyorlar, çünkü çoğu, bilimsel donanımdan yoksun, medeni cesaret sahibi olmayan ve bu sistemin içinde -haklı olsalar da- geleceklerinden korkarak yaşamaya çalışan insanlar… Ülkede “Hukuk Sistemi” yok edilmiş, hukuksal çözümlere güven kalmamış, anayasa birçok yerinden deldirilmiş, Cumhuriyetin temel ilkelerinden “Laiklik” çağdışı uygulamalarla ortadan kaldırılmış, liyakat yok edilmiş, partisel yandaşlık esas alınmış, eğitim sistemi çökmüş, çökertilmiş, satılmadık pek az ülke toprağı kalmış, işsizlik, yolsuzluk artmış, üst katlarda savurganlık tavan yapmış, ülkenin en büyük güvence kaynaklarından “ulusal ordumuz” adeta çökertilmiş… para pul olmuş..
Gerçekleri söyledikleri, yazdıkları için tutukevlerinde hücrelere kapatılmış çok değerli fikir adamları yazarlar varken, çeşitli inşaat ihaleleriyle ülke talan edilirken, ödemeler dolar ile yapılırken… ülke bir avuç yabancı tefeciye muhtaç edilirken, milyonlarca Suriyeli sığınmacıya gereksiz yere milyonlar akıtılırken, onlara olmadık ayrıcalıklar tanınırken, ülkenin demografik yapısının değişmesi riski artarken… ve bunlar gibi birçok ülke sorunları varken, niçin susuyorsunuz? Toplumsal fikir mücadelesi yapamıyorsunuz? Tüm bilim adamlarının sorumlulukları vardır… niçin örneğin, bir diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi 6 Bakanlığın Bütçesinden daha fazla tutuluyor? Niçin ülkedeki din adamının sayısı Doktor sayısından fazla olabiliyor? Niçin yeraltı, yerüstü kaynaklarımız değerinden çok azına dış güçlere satılıyor? Niçin doğa tahrip ediliyor? Niçin “Kadına Şiddet”, çocuk tecavüzleri bu kadar arttı? Demokrasi yoksa, çözümlerde yoktur.
Üniversitelerin tüm Fakültelerinin, çözüm üretecekleri sorunları vardır… biz cesur olalım, müspet bilimin peşinden gidecek, korkmadan çekinmeden “çözümler üreten, öneriler sunalım… gerçekleştirilmesi için uğraşlar verelim… bugün bizler varız, yarın yokuz, ama ülkemiz ve Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.