1) İstanbul’da bazı verilere göre; depreme dayanaksız hasarlı yaklaşık 600.000 (altıyüz) binanın olduğu belirlenmiş… İstanbul’da bugün için yaklaşık 800.000 konutun boş olduğu biliniyor. (Not: bu sayılar Belediyelerden daha gerçekçi olarak belirlenebilir). Tehlike altında yaşayan, olası bir depremde yıkılmaları kaçınılmaz olan bu riskli binalarda yaşayanlar, devletçe ön görülebilecek bir planlama programıyla (TOKİ devreye sokularak) bu satılmamış boş binalara “yerleştirilemezler mi?” evlerinden çıkmaları gereken bu aileler, düzenlenecek bir uzun vadeli, ödemeli, bazen ödemesiz bir mali planlamalarla “sağlıklı, risksiz bir yaşama” getirilemezler mi?.. Bu arada, riskli binalarda da yıkılmaya başlanılır… Bu program öncelikle İstanbul’da uygulanmalıdır. Aynı düzenleme diğer riskli bölgelerdeki kentlerde de uygulanmalıdır.
Akıllı Şehir Projeleri: İstanbul’daki, Ankara’daki Teknik Üniversitelere verilmelidir. Mühendis Odaları da Belediyelere Mühendislik Hizmetleri vermelidir.

2) İstanbul için çok önemli bir konuda Göç’ün önlenmesidir. Bir dünya kenti olan İstanbul bugün bir Babil Kulesi gibidir. Yaklaşık 150 farklı ülkeden gelen insanların yaşam alanı olmuştur. Uygulanan yanlış Suriye Politikaları yüzünden bugün bu kentte yaklaşık 960.000 göçmen yaşamaktadır. Nüfusu 20 milyona yaklaşan bu Megapol yakında bağımsızlığını ilan edebilir!!
Onun için bir Yasa ile İstanbul’a iç ve dış göç önlenmelidir.

3) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin büyük Projelerini devlet (Ankara) neden engelliyor? Büyük Ulaşım Projelerine Dış Kredi bulunduğu halde onay vermiyor, sosyal projeler İBB Meclisinden geçmiyor. Ama AKP’li Bursa BŞB’nin işini kendi yapıyor. Her projeyi engelliyor, bu dünya kenti hepimizin değil mi? Büyük haksız ödemelerin musluğundan akanlar “kesildiği için mi” bu işler?

4) Kanal İstanbul Projesi, bu kent için bir cinayettir. Tahsisi düşünülen yaklaşık 100 milyar $ (neden nereden bulunduğu da şüpheli) İstanbul’u bekleyen büyük Deprem Felaketinin etkilerini en aza indirmede kullanılmalıdır. (Bir halk oylaması yapılabilir)